ALO ACIBADEM 444 55 44

Meme kanseriyle birlikte yaşamayı öğrendim

  1. Ana Sayfa
  2. Acıbadem'de Meme Sağlığı
  3. Hasta Öyküleri

“Hastalığımın hikayesi, göğsümde bir sertliğin elime gelmesiyle başladı. Yapılan incelemeler sonucunda meme kanseri olduğumu söylediler. Üstelik tedaviye başlamak için hiç vakit kaybetmemem gerekiyormuş! Ne yapacağımı şaşırdım. Panik içinde aynı gün üç ayrı doktora gittim. Akşamında tedavimi yaptıracağım yere karar verdim. 3-4 gün içinde de hazırlıklarla incelemeler tamamlandı ve ameliyata alındım.

Bir an önce bitsin istenen süreç

Ameliyata girmeden önce doktoruma eğer gerekiyorsa göğsümün alınmasını, buna dayanabileceğimi söyledim. Çünkü bütün kötü hücreler içimden çıksın istiyordum. Böyle düşünsem de, ameliyattan sonraki ilk pansumanda ağlamaya başladım. O ana kadar olayı hemen çözmek isteyen, duygularını bir tarafa koyan ben, artık duygularımın önüne geçemez olmuştum. Zaten geçmek de istemiyordum.

Uzun süren ağlama krizlerime rağmen kemoterapiye başladım. Doktorum yapılacak tedavileri ve neler yaşayacağımı, korkutmadan ama açık bir dille tek tek anlattı. O günlerde düşündüğüm tek şey, bir an önce bu işin bitmesiydi. 8 ay süren tedavim bittiğinde sudan çıkmış balık gibiydim. Ama hayattaydım, pes etmemiştim.

Vazgeçmek yok

Kendime ve yakınlarıma karşı sorumluluğum vardı. Bu dönemde, hastanemizdeki meme destek grubunun toplantılarına katılmaya başladım. Aynı hastalığı yaşayan ama her birinin özel hayatında farklı sorunları olan, kimseyi yargılamayan, birbirinden güzel, mücadeleci ve güçlü Amazon kadınlarıyla tanıştım. Her toplantıdan kendime çıkarttığım dersler oldu ve bunları hayatıma geçirmeye çalıştım. Eski enerjime kavuşacaktım ama biraz sabretmem gerekiyordu. Eşim, kardeşlerim, dostlarım, tüm yakınlarım ve doktorumla beraber çıktığım bu yolda durmak, vazgeçmek yoktu!

Sevgi ve destek, tedavinin parçası

Mücadelemin başından itibaren eşim, ailem, yakın dostlarımla arkadaşlarımdan gördüğüm ilgi ve sevgi, tedavimin çok önemli bir parçasıydı. Sevildiğimi hissetmek bana moral veriyordu. Tanıdığım herkes, beni yeniden ayağa kaldırmak için güçbirliği etmiş gibiydi. Hastalığımın üstünden iki buçuk yıl geçti. Herkesin ismini bile ağzına almaktan korktuğu bir hastalığı her şeyiyle yaşamış olmak bana inanmayı, güvenmeyi ve şükretmeyi öğretti. ‘Kanseri yendim’ demek yerine, bu hastalıkla yaşamayı öğrenmeyi seçtim. Hayatı her şeyiyle yaşamaya, her anın tadına varmaya çalıştıkça güçlendiğimi hissediyorum.”