ALO ACIBADEM 444 55 44

Sıkça Sorulan Sorular

  1. Ana Sayfa
  2. Sıkça Sorulan Sorular

1. Meme kanseri hangi sıklıkla görülüyor?

Kadınlarda en sık görülen kanser türü ve her geçen yıl meme kanseri tanısı konulan hasta sayısında artış oluyor. Ancak erken evrede teşhis konulan hasta sayısı arttıkça meme kanserine bağlı ölümlerde önemli düşüş görülmeye başlandı. Tüm meme kanserlerinin yüzde 1 kadarı ise erkek nüfusta saptanıyor.

2. Meme kanseri genetik bir hastalık mı?

Meme kanseri bazı genlerde oluşan mutasyonlar sonucu da gelişebilen bir hastalık. Bazı ailelerin soyağaçları izlendiğinde, mutasyona uğramış bu genlerin (BRCA-1, BRCA-2 ve PTEN gibi) geçiş izlerine rastlanabiliyor. Bu nedenle bir kadının genetik bir risk taşıyıp taşımadığının belirlenmesi, klinik meme muayenesinin ayrılmaz bir parçası olmalı. Tüm meme kanserlerinin yüzde 5 kadarını oluşturan genetik meme kanserinin saptanabilmesi için tanı konulan tüm hastaların aile öykülerinin yakından değerlendirilmesi gerekiyor.

3. Erken tanı için neler yapılmalı?

Son yıllarda meme kanseri bilincinin artması sayesinde hastalara daha erken tanı konabiliyor. Erken tanı için doğurgan yaş grubundaki her kadının her ay düzenli olarak memesini muayene etmesi ve sorun fark ettiğinde genel cerrahi uzmanına başvurması temel unsur. Risk grubunda olmayan kadınların, hiçbir yakınması olmasa bile 40 yaşından sonra senede bir kez klinik meme muayenesi olmaları ve mamografi çektirmeleri son derece önemli. Risk grubundaki kadınlar ise hekimleri ile bu durumu konuşmalı ve kişiselleştirilmiş bir tarama politikası çerçevesinde izlenmeli.

4. Teşhis konulduktan sonra hastayı neler bekliyor?

Meme kanseri, günümüzde multidisipliner yaklaşımla tedavi edilmesi gereken bir hastalık olarak kabul ediliyor. Bu nedenle tedavinin başlangıç aşamasında hem cerrahinin ve tıbbi onkolojinin hem de radyasyon onkolojisinin görüşü alınmalı ve tedavi varılan uzlaşma sonrası planlanmalı. “Meme kanseri, memenin kaybedilmesine neden olur” önermesi günümüzde geçerliliğini yitirmeye başladı. Çoğu hastanın memesi korunabiliyor ve cerrahi sonrası gerçekleştirilecek radyoterapi ve kemoterapi sayesinde ciddi başarılar elde edilebiliyor. Meme koruyucu cerrahi için uygun olmayan hastaların bir bölümüne ameliyat öncesi kemoterapi veriliyor ve tümör boyutunda küçülme sağlandığında meme koruyucu cerrahi uygulanabiliyor.

5. Meme kanserinin kitle dışındaki belirtileri neler?

Ele gelen kitleler dışında meme derisinde çöküntü, ödem, meme başında giderek artan simetri bozukluğu ve meme başında içeri çekilme, kadının genel cerrahi uzmanına başvurması için yeterli nedenler. Kendiliğinden olan kanlı veya renksiz memebaşı akıntısı için de meme konusunda deneyimli genel cerrahi görüşü alınması uygun bir davranış.

6. Tedavinin yan etkileri var mı?

Meme kanseri için gerçekleştirilecek ameliyatların bazı komplikasyonları olabiliyor. Ancak bu sorunların çoğu bir kısmı küçük sorunlar ve kısa sürede giderilebiliyor. Yara yerinde kızarıklık ve akıntı olması veya ele gelen bir şişkinlik olması halinde ameliyatı yapan cerraha başvurulmalı. Ameliyat tarafındaki kolda oluşabilecek şişlik de önemsenmeli ve yine hekime başvurulmalı. Kemoterapi alan hastalarda ise verilen ilaçlara bağlı oluşabilecek tedavinin yan etkileri daha tedavinin başında tıbbi onkolog ile tartışılmalı ve gerekli önlemler alınmalı. Hormonal tedavi alacak hastalarda da bu tedavinin yaratacağı yakınmalar göz önüne alınmalı. Radyoterapi alması uygun olacak hastalar da benzer şekilde onları bekleyen sorunları daha tedavi başlamadan radyasyon onkologları ile konuşmalı.

7. Tedavi süresi nasıl belirleniyor?

Tedavinin içeriği ve süresi, kanserin evresine ve hastanın sunulan yöntemler arasından yaptığı seçime göre değişebiliyor. Meme kanserinin tedavisi için standart bir süre yok. Her hastanın tedavi protokolü ve süresi, tanıdan sonra multidisipliner değerlendirme sonucunda hastaya özel belirleniyor. Ayrıca süre, klinik yanıta göre tedavi içerisinde de yeniden planlanabiliyor. Tümörün hormon reseptörüne sahip olması koşulunda başlanan hormon tedavisi için ise uygun süre en az beş yıl.

8. Memesi alınan hastalarda neler yapılabiliyor?

Gerçekleştirilen tedavi planına göre memesinin tamamının alınması kararı verilen hastanın uygulanacak cerrahi öncesi konuyu mutlaka plastik rekonstrüktif cerrahla konuşması gerekiyor. Yapılacak cerrahiyle eşzamanlı veya tedavi sonrasında yapılabilecek ayrı bir cerrahi müdahale ile yeni bir meme yapılabiliyor. Hastanın kendi dokusundan veya sentetik malzeme kullanılarak yapılan bu girişimler artık tedavinin bütünü içerisinde değerlendiriliyor ve çoğu hasta tarafından tercih ediliyor.

9. Meme kanseri tedavisinden sonra bu hastalıkla baş etmek için neler yapılabiliyor?

Meme kanseri östrojen bağımlı bir hastalık olduğu için hastaların mümkün olduğunca östrojenden uzak durması son derece önemli. İleri yaştaki kadınlar için östrojen alımında en olası yol, menopoz sonrası başlanan hormon yerine koyma tedavisi (HRT). Östrojen hormonunun yanı sıra progesteron da içeren kombine tedavilerin sadece östrojen içeren tedavilerden daha riskli olabileceği düşünülüyor. Bu nedenle tıbbi gerekçeler olmadan hormon kullanılmaması gerekiyor. Alkol tüketimini azaltmak ve sigarayı bırakmak daha sağlıklı bir yaşam elde edilmesine katkıda bulunuyor. Günümüzde nitelikli beslenmenin de ne kadar önemli olduğu kanıtlanmış bulunuyor. Uygun düzeyde spor yapmak ve yorgun hissedildiğinde dinlenmek de anlamlı. Hastanın kendisini iyi hissetmemesi halinde yardım alması gerekiyor. İlk olarak tedavi ekibinin bir parçası olan meme sağlığı klinik hemşiresine başvurulabilir.

10. Destekleyici tıbbın katkısı olur mu?

Planlanan tedavi süresince izleyen hekimlerin onayı olmadan herhangi bir madde kullanılması doğru bulunmuyor. Kullanılacak ilaçlar ve bitkisel maddeler verilen tedaviyle uyumsuzluk gösterip yan etkilere neden olabiliyor ve verilen tedavinin etkinliğini azaltabiliyor. Yoga ve meditasyonun tedavi sürecini olumlu yönde etkilediği konusunda artan bir inanış olsa da net bir şey söyleyebilmek için yeterli kanıt bulunmuyor.