ALO ACIBADEM 444 55 44

Uzmanlar Uyarıyor: Stres Kanserde İkincil ve Önemli Bir Etken

  1. Ana Sayfa
  2. Acıbadem'de Meme Sağlığı
  3. Haberler

Uzmanlar Uyarıyor: Stres Kanserde İkincil ve Önemli Bir Etken

Toplumda hemen herkesin ortak sorunu stres; "Kişinin bedensel ve ruhsal sınırlarını baskı altında hissettiğinde verdiği fiziksel, zihinsel, duygusal ve davranışsal tepkiler bütünü" olarak adlandırılıyor. Stres sırasında periferik ve merkezi sinir sisteminin uyarılması ile beyinden stres hormonları olarak bilinen kortizol ve adrenalin hormonları salgılanıyor.

Bu hormonlar, stres döneminde bedenin savunulmasına yardımcı oluyor. Stres faktörünün çok güçlü olması ya da çok uzun bir süreyi kapsaması nedeniyle vücudun stres ile başa çıkamaması organizmanın direnç döneminden, tükenme dönemine girmesine neden oluyor. Bu durum ruhsal hastalıkların yanı sıra iştahsızlık, kilo kaybı veya aşırı yeme, yorgunluk, sinirsel ağrılar ve kramplar, mide ile sindirimle ilgili sorunlar, tansiyonda ve kalp hızında artış, uyku hastalıklarına neden olabiliyor. Bazı araştırmalar ise stresin direkt olarak kansere neden olduğu görüşünü savunuyor. Acıbadem Kayseri Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Dr. Semiha Urvay, stresin kanser üzerindeki etkilerine dair önemli bilgiler verdi.

KANSER OLUŞUMUNDA İKİNCİL ETKEN

Stres ve kanser ilişkisinin, direkt olarak hastalığa yol açma ve tedavi sonrasında hastalığın nüksetmesine neden olma şeklinde iki açıdan ele alınmasını gerektiğini belirten Dr. Semiha Urvay, "Her iki açıdan da uzun yıllar boyunca stresin kanserin ortaya çıkışında ikincil bir etken olarak rol oynadığı düşünüldü. Hastalık aslında genetik bir zemine sahip ama stres ikincil bir etken olarak genetik süreci tetikliyor ve kanser oluşumu hızlanıyor düşüncesi hakim oldu. Hastalık ortaya çıktıktan sonra ise ortalama yaşam süresinin stresli olanlarda, olmayanlara göre daha kısa bulunduğu gözlendi. Bunun yanı sıra, sigara, alkol, dengesiz beslenme ve diyette değişiklik gibi stresle mücadele etmek için tercih edilen zararlı davranışlar, kanser gelişim sürecine katkıda bulunuyor" dedi.

YAYILMASINI ETKİLEMİYOR

Kanser ve stres arasında net bir ilişki gösterilemese de stresin oluşturduğu olumsuz etkiler ile kanserin yayılması arasında kuvvetli bir ilişki olabileceği düşünülüyor. Stresin, kanser hücrelerinde DNA tamirini değiştirerek hücrelerin yayılmasını ve kanser hücrelerinin beslenmesini sağlayacak damar yapısını artırdığı ve immun sistemde vücuttaki savunma hücrelerini azalttığı yönünde düşünceler bulunuyor. Dr. Semiha Urvay, kanser ve stresle ilgili süreci şöyle anlattı:

"Neredeyse her kanser hastası, hastalığın ortaya çıkma sürecinde bir stres faktöründen söz ediyor. Ancak o faktörü taşıdığı halde kanser olmayan da çok insan bulunuyor. Bu nedenle 'Stres kanser yapar' diye net bir yorumda bulunmak doğru görülmüyor. Bağışıklık sistemi, kanser gelişmesinde ve kanser tanısı konmuş hastaların tedavisinde önemli rol oynar. Ancak, birebir pozitif düşünerek kanserin yenilebileceği, tedavi edilebileceği; ya da tam tersi olarak, çok depresif, stresli olunduğunda ya da çok kötü hayat deneyimi yaşandığında; bazı kanserlerin daha sık görüldüğü konusunda da bir kanıt bulunmuyor."

PSİKOTERAPİ UYGULANMASI ÖNERİLİYOR

Hastaların hem fiziksel hem de ruhsal sağlıklarının bütün olarak korunabilmesinin önemine dikkat çeken Dr. Semiha Urvay; "Kanser tedavisi sırasında hastanın pozitif düşünceye sahip olması olumlu sonuç veriyor. Kanser hastalarının hem kendileri hem de bakım veren yakınları, hayatı tehdit edici ciddi bir hastalıkla karşı karşıya kalıyor ve tüm yaşamları bir anda değişiyor. Bu nedenle hastalarımızda ve yakınlarında duygu durum bozuklukları, depresyon, anksiyeteye sık rastlanıyor. Bu süreçlerde kişilere kanser tedavisinin yanı sıra hem depresyonu iyileştirmesi hem de ağrıyı azaltması nedeniyle psikoterapi uygulanması öneriliyor" dedi.

Vizyon Kent Haber (Kayseri), 12.10.2016